• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Sağlık
  • Politika
  • Magazin
  • Spor
  • Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
17:16
Ahmet Davutoğlu Liderliğindeki Gelecek Partisi Kendini Resmen Feshetti
15:41
İstanbul'da en çok hangi memleketin insanı yaşıyor: 11 ilçede Sivas zirvede
13:59
sosyetik iş insanı Barış Çelet sır gibi sakladığı sevgilisi ile görüntülendi.
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. Türkiye'nin Siyaset Sarmalı ve "Kum Torbası" Sendromu
Gündem
Yayınlanma: 22 Ağustos 2026 - 16:57
Güncelleme: 22 Ağustos 2026 - 17:19

Türkiye'nin Siyaset Sarmalı ve "Kum Torbası" Sendromu

Türkiye’nin Siyaset Sarmalı ve "Kum Torbası" Sendromu Türkiye’de siyaset, uzun yıllardır rasyonel projeler ve köklü yapısal reformlar üzerinden değil; kimlikler, ideolojiler ve lider figürleri etrafında şekillenen bir kabilecilik oyununa dönüşmüştür. Son dönemde Türk siyasi hayatında yaşanan kırılmalar, özellikle de Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP ekseninde yürüyen tartışmalar, bu yapısal krizin en çıplak ve öğretici laboratuvarı niteliğindedir.

Gündem
22 Ağustos 2026 - 16:57
Güncelleme: 22 Ağustos 2026 - 17:19
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Türkiye'nin Siyaset Sarmalı ve "Kum Torbası" Sendromu
 Muhalif seçmenin yaşadığı derin hayal kırıklığı ve sosyal medyada üretilen linç kültürü, aslında bireysel bir başarısızlık hikayesinden çok, kurumsallaşamamış bir toplumun sosyolojik çaresizliğini yansıtmaktadır. 

Bu sarmalın en çarpıcı boyutu, Kılıçdaroğlu’nun zamanla siyaset sahnesinde üstlendiği "kum torbası" rolüdür. Güçlü bir iktidarı değiştiremeyen, derin ekonomik ve sosyal krizlerin altında ezilen muhalif kitleler, biriken kitlesel öfkelerini ve çaresizliklerini iktidara yöneltmenin hukuki veya siyasi maliyetinden kaçınmaktadır.

Bunun yerine, eleştirilmesi en "zararsız" ve "yumuşak" duran hedefe, yani muhalefet liderine yönelerek bir nevi psikolojik katarsis yaşamaktadırlar. Kılıçdaroğlu’nun kariyeri boyunca sergilediği sakin, hoşgörülü ve hırpalanabilir lider imajı, ironik bir şekilde onu toplumsal cinnetin deşarj nesnesi haline getirmiştir. 

Ancak bu süreç sadece dışsal bir dayatmanın değil, bizzat liderin ve etrafındaki kliklerin hatalı stratejilerinin bir sonucudur. Mahkeme kararı sonrası Kılıçdaroğlu’nun eline geçen devasa yasal ve kurumsal güç, eylemsizlikle harcanmıştır. "Arınacağız" retoriği sadece lafta kalmış; masaya yumruğunu vurup anında pratik ve cesur tasfiyelere girişmeyen bir "siyasetsizlik" tercih edilmiştir.

Bu eylemsizlik ve kabuğuna çekilme hali, dijital dünyada üretilen asılsız asparagas iftiraların halkın gözünde adeta "doğruymuş" gibi tescillenmesine yol açmıştır. Kararlı bir güç gösterisi yapılamadığı için de muhalefetin ana gövdesi tereddüt etmeden YENİ Parti gibi alternatif alanlara kaymış, CHP kurumsal olarak tarihinin en ağır erimelerinden birini yaşamıştır. 
Bu vahim stratejik körlüğün arkasındaki asıl itici güç ise Türk siyasetinin en büyük yapısal kanseri olan "muhalefette kalmanın konforu" ve "küçük olsun bizim olsun" kliğidir. Kılıçdaroğlu’nun vitrinde tuttuğu Bülent Kuşoğlu gibi tabanda karşılığı olmayan, güncelliğini yitirmiş ve halktan kopuk, beceriksiz kadrolar, bilinçli bir tercihin ürünüdür.

Çünkü vizyoner, liyakatli ve halkın nabzını doğru okuyan yetenekli insanlar ses çıkardıklarında liderin ve kliği oluşturanların koltuklarını sarsmaktadır. Bu nitelikli insanların süreç içerisinde sessizce partiyi terk etmesiyle birlikte, yönetim tamamen kendi ikbalini düşünen liyakatsiz bir halkaya teslim edilmiştir.

Bu klik, "Biz pasif kalalım, nasıl olsa CHP asırlık çınar, seçmenin bir kısmı kürkçü dükkanına geri döner" kibriyle hareket ederek, iktidar olmanın getireceği politika üretme, çabalama ve büyük sorumluluklar alma zorunluluğundan kaçmıştır. 

Mevcut CHP yönetimi ise karşı tarafın "sokağa çıkamıyorlar" söylemini boşa çıkarmak adına, kurumsal itibarın zedelenen parçalarını onarmaktan uzak, saçma sapan ve tamamen faydasız görüşmeler organize etmektedir.

Kendi kitlesine, ellerindeki en büyük hukuki koz olan "mutlak butlan" konusunun bile ne anlama geldiğini anlatmaktan aciz bu yapının, güdümlü ve vizyonsuz siyasetsizliği partiyi günden güne küçültmeye devam etmektedir. Türkiye’nin mevcut yönetim gerçekliğinde parlamenter sistem yoktur; 50+1 kuralı geçerlidir.

Bu sistemde sadece eski yapı ve ayrılanları yan yana getirme hesapları yapmak iktidar olmaya yetmez. Gerçek siyaset, sığ iç hesaplaşmaları terk edip dijital çağın dinamiklerine ayak uydurarak, sosyal medyada halkı ikna etmek, politika üretmek ve toplumun her kesimini kucaklayan güçlü bir "cazibe merkezi" inşa etmekle yapılır. Ancak dijital dünyada inşa edilen bu yapay cazibe merkezleri ile sahadaki matematiksel gerçeklik her zaman birbiriyle örtüşmemektedir.

Sosyal medya ve dijitaldeki hükümranlığını paralı gazeteciler ve organize trol orduları üzerinden sağlayan YENİ Parti, ülkenin en can yakıcı temel sorunlarına dair tek bir somut politika üretmemektedir.

Halkın gerçek gündemi olan ekonomik darboğaz, geçim sıkıntısı, hukuksuzluk, ifade özgürlüğü ve fahiş kiralar gibi yaşamsal krizleri çözmek yerine, sadece "Kılıçdaroğlu karşıtlığı" üzerinden halkı uyutarak günü geçirmektedirler.

Yarattıkları bu algı dalgası sayesinde neyi, neden savunduğunu bilmeyen ama ölümüne savunan, sağını solunu ayırt edemeyen kitleleri etrafında toplamışlar ve toplumu gerçek sorunlardan tamamen uzaklaştırmışlardır. 

Bu dijital illüzyonun sahaya yansıması ise tam bir hüsrandır. Son ara seçimlerde, Özgür Özel liderliğindeki yapının taşıma sistemleriyle doldurduğu miting alanları sosyal medyada devasa kalabalıklar olarak servis edilmiştir. Dijital ekranlarda milyonların coşkusu gibi sunulan bu tabloların, sandıklar açıldığında çok az oy alması halkın algı operasyonlarıyla nasıl uyutulduğunu açıkça tescillemiştir.

Sosyal medyada "Bu partiyi milyonlarca halk kurdurdu" masalları anlatılırken, dayanışma kampanyasına katılan bağışçı sayısının yalnızca 144 bin civarında kalması da bu tezi doğrulamaktadır Yeni Parti'nin resmi açıklamalarına göre. Türkiye genelindeki milyonlarca seçmen düşünüldüğünde, destekçilerin oranının yüzde biri bile bulmadığı, üstelik YENİ Parti’nin üye sayısının da 300 bin bandında sınırlı kaldığı ortadadır. Mevcut CHP yönetiminin beceriksiz, eylemsiz ve vurdumduymaz tavırlarına rağmen kitlelerin iddia edildiği gibi blok halinde bu yapının arkasında durmadığı, ortada sadece trol ordularıyla büyütülen sanal bir balon olduğu gün gibi ortadadır. 


Daha da vahimi, bu yapay iç çekişmeler sürerken dünyanın ve bölgenin hızla değişen acımasız gerçekliğidir. Küresel ölçekte stratejik savaşlar yaşanırken, yanı başımızda İran-İsrail gerilimi üzerinden tüm bölgeyi ateşe atma riski taşıyan bir savaş tehlikesi ortadayken, Türk siyaseti bu sığ kayıkçı kavgalarına kilitlenmiştir.

Ülkede anayasa açıkça çiğnenmeye devam edilirken, eğitim sistemi kökten çökertilirken ve halkın geleceği karartılırken; muhalefet aktörleri (hem eski hem yeni klikler) gerçek bir çözüm üretmekten fersah fersah uzaktadır.

Türkiye'deki muhalefet tarzı; sadece X'te (Twitter) öfkeli tweetler atmaya, sosyal medyada birkaç manipülatif paylaşım yapmaya ve Meclis kürsüsünden "Biz bunu söyledik, uyardık" diyerek sorumluluk savmaya indirgenmiştir. Oysa bu içi boş "söylem" siyaseti halkın tek bir somut sorununu bile çözmemektedir.

Ömrünü tamamlamış, çağın gerisinde kalmış ve dünya ile entegre olamayan bu vizyonsuz siyasetçiler, her ne kadar o koltukları bırakmak istemeseler de tarihin ve toplumun bu büyük sıkışmışlığı karşısında kaçınılmaz olarak tasfiye olacaklardır. "Kendi kaderini bir başkasının iki dudağı arasına bırakanlar, sadece sıradaki hayal kırıklığının sırasını beklerler; gündelik sorunlarla meşgul edilip uyutulmanın karanlığında körleşenler, bu uykudan nasıl uyanabilirler?" 

Nihayetinde Türkiye, yüzyıllık kurtarıcı lider yanılsamasından uyanmak zorundadır.
"Bizi kurtaracak o dahi lider kim?" sorusunun peşinde tükenmek yerine, "Bizi şahısların iki dudağı arasından çekip alacak o adil, denetlenebilir ve sarsılmaz sistemi nasıl inşa edeceğiz?" sorusuna odaklandığımız gün medeni bir toplum olmanın kapısını aralayacağız. Siyasi figürler, egoları, koltuk kavgaları ve yarattıkları yapay algı balonlarıyla gelip geçicidir; kalıcı ve kurucu olan tek güç ise adaletli bir sistem ve uyanık bir toplumsal bilinçtir. Tarihin bu acımasız sarmalından çıkaracağımız en çıplak, en sarsıcı ve en kalıcı ders budur. "Siyaset, toplumsal zihniyetin bir aynasıdır. 'Çalma sırasını bekleyen' toplumlar, dürüst siyasetçiler üretemez.

Adaleti ayakta tutan şey mülkün başındaki şahıslar değil, o şahısları anbean sorgulayan kolektif bir bilinçtir." 

Mustafa Gözaydın 


 
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
İsrail'de manşet kırmızı bülten! Türkiye'nin Netanyahu hamlesi İsrail basınını ayağa kaldırdı
İsrail'de manşet kırmızı bülten! Türkiye'nin Netanyahu hamlesi İsrail basınını ayağa kaldırdı
Aziz İhsan Aktaş rüşvet çarkının nasıl işlediğini anlattı: Sistemin başında Ekrem İmamoğlu var!
Aziz İhsan Aktaş rüşvet çarkının nasıl işlediğini anlattı: Sistemin başında Ekrem İmamoğlu var!
'3 kg altın rüşvet verdim' diyen Turgut Koç'a şartlı tahliye
'3 kg altın rüşvet verdim' diyen Turgut Koç'a şartlı tahliye
BAHİS BARONU DERKAN BAŞER "SAHTE ERİŞİM ENGELLEME KARARLARIMI HAZIRLATIYOR?"
BAHİS BARONU DERKAN BAŞER "SAHTE ERİŞİM ENGELLEME KARARLARIMI HAZIRLATIYOR?"
Son Haberler
Ahmet Davutoğlu Liderliğindeki Gelecek Partisi Kendini Resmen Feshetti
Ahmet Davutoğlu Liderliğindeki Gelecek Partisi Kendini Resmen Feshetti
İstanbul'da en çok hangi memleketin insanı yaşıyor: 11 ilçede Sivas zirvede
İstanbul'da en çok hangi memleketin insanı yaşıyor: 11 ilçede...
 sosyetik iş insanı Barış Çelet sır gibi sakladığı sevgilisi ile görüntülendi.
sosyetik iş insanı Barış Çelet sır gibi sakladığı sevgilisi ile...
İsrail'de manşet kırmızı bülten! Türkiye'nin Netanyahu hamlesi İsrail basınını ayağa kaldırdı
İsrail'de manşet kırmızı bülten! Türkiye'nin Netanyahu...
Rasim Ozan Kütahyalı nasıl tahliye edildi? Kararın ayrıntıları ortaya çıktı
Rasim Ozan Kütahyalı nasıl tahliye edildi? Kararın ayrıntıları...
Ahmet Davutoğlu Liderliğindeki Gelecek Partisi Kendini Resmen Feshetti
Ahmet Davutoğlu Liderliğindeki Gelecek Partisi Kendini Resmen Feshetti

Ana Sayfa
Gündem
Siyaset
Ekonomi
Dünya
Sağlık
Politika
Magazin
Spor
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Eğitim
Yerel
Asayiş
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.